Sayfalar

-6.En'âm Sûresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
-6.En'âm Sûresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2017 Cumartesi

6.En'âm Sûresi 71-73. Âyetler


Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

71 De ki: "Biz, Allah'ı bırakıp da bize ne faydası dokunan ne de zarar veren şeylere mi yalvaralım? 
Ve tıpkı "bizimle gel!" diye kendisini doğru yola çağıran arkadaşları dururken şeytanların ayartmalarına kapılıp dünyevi zevklerin peşine tutkulu bir biçimde takılan kimse gibi, Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımız üzerinde gerisin geri mi dönelim?"
De ki: "Hiç şüphe yok ki yegâne rehberlik Allah'ın rehberliğidir59 ve biz Âlemlerin Rabbine kayıtsız-şartsız teslim olmakla emrolunduk; 
72 ve namazı hakkını vererek kılmak60 ve O'na karşı sorumluluk duymakla..."
Çünkü sonunda huzurunda toplanacağınız varlık yalnızca O'dur.
73 Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaca mebni olarak yaratan O'dur. 
O ne vakit "Var ol!" derse, (varlık) hemen var oluş sürecine girer: O'nun sözü (sanal değil) tahakkuk eden som gerçekliktir.61 
Ve Sur çalındığında, otorite yalnızca O'na ait olacaktır. 
O gerçekliğin algılanamayan kısmını da, algı kapsamına giren kısmını da bilendir: 
O her hükmünde tam isabet edendir, her şeyden haberdar olandır. 

Dipnotlar

59 Nahivcilere göre bu ibaredeki el-hudâ haber, hudallah ise mübtedadır. Bu yaklaşım bir ifadenin gramerini mânasına önceleyen bir yaklaşımdır. Her tür hidayetin Allah'a atfı Kur'an'daki uluhiyet anlayışına en uygun olandır ve bunun için de hudallah terkibini haber, el-huda lafzını ise mübteda olarak okumak Kur'an'ın genel üslûbuna daha uygun düşmektedir.Arap dilinin büyük otoritesi Sîbeveyh (ö. 180/769) el-Kitab'ında şöyle der: "Nahivcilerin çoğunluğu bir ifadenin gramerini düzelteceğim diye anlamını göz ardı ederler. Hâlbuki sözün anlamı irabından çok daha önemlidir." İbn Hişam da şöyle der: " Metnin irabını gözeten dilciler mânanın gereğin göz ardı ettiler" (Nakl: İtkân II, 261). Nahivcilerin ön kabulleri dışına çıkmak zorunda kaldığımız çeviri örenklerimizin gerekçesi budur.
60 Teslimiyet insanın Allah'a karşı esas duruşu, namaz bu duruşun pratiğidir (Salât için bkz: 87:15, not 15).
61 Kavluhu'l-hakk, maddî dünyanın sanallığına dair eşyanın hakikatini yok sayan tüm spekülatif yaklaşımları kökten dışlayan bir ifadedir.  

11 Mayıs 2017 Perşembe

6.En'âm Sûresi 161-165. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

161 De ki: "Kuşku yok ki, Rabbim beni dosdoğru bir yola yöneltti; (Allah-insan arasında) her türlü aracı inancını reddeden ve Allah'tan başkasına ilâhlık yakıştırmayan İbrahim Milleti'ne."

162 De ki: "Benim tüm istek ve arzum,139 bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir!140 

163 Uluhiyettinde O'nun ortağı yoktur: Ben işte bu tevhid ile emrolundum; ve ben varlığını kayıtsız şartsız Allah'a teslim edenlerin öncüsüyüm!

164 De ki: "O her bir şeyin Rabbi iken, şimdi ben Allah'tan başka bir Rab mi arayacağım?"
İnsanların işledikleri kötülükler yalnızca kendilerini bağlar; zira hiç  kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.
141 Sonunda hepiniz Rabbinize döneceksiniz; işte o zaman O, ihtilafa düştüğünüz hakikatlerin içyüzünü size tek tek bildirecektir.

165 Çünkü O, sizi yeryüzüne mirasçı kılmış ve bahşettiği nimetlerle sizi sınamak için bir kısmınızı diğerlerinizden derecelerle üstün kılmıştır.
Kuşkusuz Rabbin karşılık vermede çok seridir: Fakat, bununla birlikte O gerçekten tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.




Dipnotlar
139 Lafzen: "salâtım". Burada salâtın "dua, istek, destek istemek-destek vermek" gibi kök anlamlarına bir atıf (Bkz 5:12 ve 87:15, notlar 20 ve 15.Krş: Zâdu'l Mesîr, 2:3'ün tefsiri).
140 Nusuk özelde "kurban" için kullanılsa da genelde tüm ibadetleri ifade eder (Bkz: 2:200, not 336 ve 22:34; not 50). Bu âyet, Kur'an'ın mü'minlerine talim ettirdiği anddır. İnsanı Allah en güzel kıvamda' yaratmış, kıvamını bulması için üstün yetilerle donatarak yolun başına bırakmıştır. Böylece insanı kendi kendisine emanet etmiştir. Eğer insan emanete sadâkat göstermek istiyorsa, kendisini Allah'a adayacaktır. Zira insanın kendisini armağan edeceği ve aldanmayacağı tek kapı Allah'ın kapısıdır. Allah dışındaki bir kapıya adanış bin aldanıştır. Zira insana 'değerini' yalnızca Allah verir. Bu yüzden kendisini Allah'a armağan edene fiyat biçilemez. Fiyat biçilenin ise değeri olmaz. Onu alan da çıkar, satan da. Bu âyet muhatabına bu hakikati tebliği eder.
141 Vizrîn, mânevi yüke delâlet ettiği yerlerde "sorumluluk" anlamı için bkz: 20:87, not 68.

10 Mayıs 2017 Çarşamba

6.En'âm Sûresi 56-67. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

56 De ki: "Ben, Allah'ı bırakıp yalvardığınız şeylere kulluk etmekten men olundum."46
De ki: "Sizin keyfinize uymam! (Eğer uysaydım), asıl47 o zaman sapıtmış olurdum ve doğru yolda yürüyenlerden olmazdım!" 
57 De ki: "Çünkü ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanmaktayım; ve siz bu tavranızla onu da yalanlamış bulunuyorsunuz;  sizin acele gerçekleşmesini istediğiniz şey (de) benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakikati haber verecektir; zira (hak ile bâtıl arasında) en iyi hükmü O verir."
58 De ki: "Eğer acele gerçeklemesini ısrarla istediğiniz şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda hüküm gerçekleşmiş olurdu. Ama Allah kimin zalim olduğunu daha iyi bilir.
59 Zira gaybın anahtarları48 yalnızca O'nun katındadır; onu başkası değil, yalnızca O bilir.
O, karada ve denizde olan-biten her şeyi bilir; hiçbir yaprak düşmez ki o bunu bilmesin; yerin derinliklerinde bir tek tohum, yaş-kuru
49 hiçbir şey yoktur ki O'nun apaçık yasasına dahil olmasın.50
60 Nitekim, geceleyin sizi ölü (gibi) yapan ve gündüzün neler işlediğinizi bilen O'dur. Sonra tayin edilen ömrü yaşamak üzere, sizi her gün hayata O geri döndürür.51 En sonunda dönüşünüz O'nadır ve nihayet yaptığınız her bir şeyi size bildirecektir.
61 Çünkü kulları üzerinde mutlak otorite sahibi olan yalnızca O'dur.52
İçinizden birine ölüm gelip de elçilerimiz onun canını alıncaya dek size koruyucular gönderir ve bunlar hiçbir şeyi gözden kaçırmazlar. 62 Sonunda onlar gerçek sahipleri olan Allah'a teslim edilirler: İşte mutlak hüküm yalnızca O'nundur; ve O hesabı en seri görendir.
63 De ki: "Siz, ta yüreğinizden 'eğer O bizi bu (musibet)ten kurtarırsa kesinlikle şükredenlerden olacağız' diye dua ettiğinizde, karanın ve denizin görünmez tehlikelerinden sizi kurtaracak olan biri var mı?"
64 De ki: "Sizi ondan ve diğer tüm sıkıntılardan kurtaracak olan yalnızca Allah'tır; ama hâlâ Allah'tan başkasına ilâhlık yakıştırmayı sürdürüyorsunuz."
65 De ki: "Size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap gönderme ya da sizi birbirinize düşürüp paramparça bir toplum hâline getirme gücü yalnızca O'nundur."
53
Bak, iyice kavrasınlar diye mesajlarımızı çok boyutlu dile getiriyoruz!
66 O hakikatin ta kendisi olduğu hâlde, senin hitap ettiğin toplum bunu yalanlıyor.
De ki: "Ben size vekalet etmekle yükümlü değilim."54 67 Her haberin bir gerçekleşme süreci vardır; zaman gelecek, (bunu) siz de öğreneceksiniz.55

Dipnotlar
46 Zımnen: dua kulluk, kulluk duadır (Krş 40:60, not 43)
47 Sadece fiillerin başında gelen kad edatı, mazi fiilin başında bu ve buna benzer bir bağlamda geldiğinde bir beklentiye cevap olmanın yanında, haksız bir ithamı inkâr ve itham sahibine iade vurgularını da taşır. Burada ve özellikle izen ile birlikte kullanıldığı yerlerde  "asıl" anlamını vermek isabetli görünüyor. Kur'an söyleminin genelinde gördüğümüz üslûptaki  olağanüstü nezaketin bir sonucu olarak, "sapıtma" ithamının söyleyenin şahsı yerine, onun çağırdığı sapıklığa iade edildiğini görüyoruz.
48 Mefâtîh ile ilgili bkz: 28:76, not 87.
49 "Net-brüt" diye de anlaşılabilir. Zımnen: Her şey O'nun yasasına dahildir. 
50 Lafzen: "kitapta", Buradaki kitâb ile, Allah'ın ilmi ya da Korunmuş Levha'nın (Levh-i Mahfuz) kastedildiği söylenmiştir (Taberî). Fakat "apaçık" vasfını taşıdığı göz önüne alınırsa, bu yorumların isabetli olmadığı sonucuna varılır (38. âyetin notuna bkz).
51 Krş: 78: 9-11, not 8.
52 Krş: Âyet 18.
53 İlki doğal felaketlere, ikincisi sosyal felaketlere işaret eder.
54 Vekîl, "birinin avukatlığını yapan" veya "onun yapması gerekenleri onun yerine kendisi yapan kimse" anlamındadır. Vekîl ismi her geldiği yerde Nebi'den nefyedilir ve Allah'a hasredilir. Bu türden her âyet sorumluluğun devredilemezliğini ifade eder.
55 Zımnen ..fakat iş işten geçmiş olacak.