Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân ve Rahîm Allah'a sığınırım
22 Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatılıp da, ardından onlara sırt çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi?
Elbette Biz, günahı hayat tarzı haline getirenlere yaptıklarının acısını tattırmayı biliriz.32
Dipnotlar
32 Zımnen: Nasıl ki onlar günahı hayat razı haline getirdiler, biz de onları için azabı hayat tarzı haline getireceğiz. Mucrimîn için âyet 12'nin notuna bkz.
Kur’an-ı Kerim’le yaşamak için küçük bir adım. Mustafa İslamoğlu'nun "Hayat Kitabı Kur'an Gerekçeli Meal-Tefsir" mealinden faydalanılmaktadır.
Cüz 21 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cüz 21 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ağustos 2017 Pazartesi
24 Mayıs 2017 Çarşamba
32.Secde Sûresi 1-3. Âyetler
Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım
1 Elif-Lâm-Mîm1
2 Bu İlâhî kelâmın indirilişi, hiç kuşku yok ki2 âlemlerin Rabbindendir.3
3 Yine de4 onlar "Onu o uydurdu" diyorlar.
Hayır! O Senin Rabbinden gelen bir hakikattir; senden önce kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplumu belki doğru yola gelirler diye uyarman içindir.5
Dipnotlar
1 Bu harfler Allah Rasulü'nün vahyi bir tek harfini dahi zayi etmeden bize ulaştırdığının canlı şahididirler (Bkz: 68:1; not 1). Veda Hutbelerindeki " Bakın, tebliğ ettim mi?" (Buhari, ilim 37) sorusu çağları aşıp bize kadar ulaşan gözü yaşlı Nebi'ye, kendi şimdi ve buradamızın şahitleri olarak cevap veriyoruz: "Tebliğ ettin ey Allah'ın Rasulü! Biz şahidiz!"
2 Veya: "Kendisinden hiç şüphe olmayan bu ilâhî kelâm..."
2 Veya: "Kendisinden hiç şüphe olmayan bu ilâhî kelâm..."
3 İsim cümlesi ile başlaması, anlama "bu sürekli değişmez hakikattir" vurgusu katar. Zımnen: Âlemlerin bir Rabbi olduğuna inanmak, O'nun terbiyesinin ifadesi olan vahye inanmayı gerekli kılar.
4 Em, "e..em../ya..ya da.." kalıbıyla gelmediği zaman farklı vurgular taşır (Ebu Ubeyde).
5 "Kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplum" ifadesi ilk başkışta, "hiçbir toplum yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun" (35:24 âyetiyle çelişik görünse de; Mâide 19'da geçen "uzun bir fetret" bu âyetle neyin kastedildiğini açıklar. Bu toplumun kapsamını tespitle ilgili bir not için Furkan 38'e bkz. Fâtır 24 ışığında, bu toplumun benzerleri içerisinde uyarıcıya en çok muhtaç olan toplum olduğunu düşünebiliriz.
4 Em, "e..em../ya..ya da.." kalıbıyla gelmediği zaman farklı vurgular taşır (Ebu Ubeyde).
5 "Kendilerine uyarıcı gelmemiş bir toplum" ifadesi ilk başkışta, "hiçbir toplum yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun" (35:24 âyetiyle çelişik görünse de; Mâide 19'da geçen "uzun bir fetret" bu âyetle neyin kastedildiğini açıklar. Bu toplumun kapsamını tespitle ilgili bir not için Furkan 38'e bkz. Fâtır 24 ışığında, bu toplumun benzerleri içerisinde uyarıcıya en çok muhtaç olan toplum olduğunu düşünebiliriz.
Secde Suresi 1- 6 (Prof. Dr. Mehmet Okuyan, 27.12.2015)
24 Nisan 2017 Pazartesi
29. Ankebût Sûresi 46-49. Âyetler
Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım
46 Önceki vahyin mensuplarıyla tartışırken, haksızlık etmedikleri sürece en güzel yol ve yöntemden başkasına itibar etmeyin ve deyin ki: "Biz bize indiriline de, size indirilene de inanmışız; bizim de, sizin de ilâhınız bir ve tektir; evet, biz kayıtsız şartsız sadece O'na teslim olmuşuz."
47 (Ey Peygamber!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler63 dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.64
46 Önceki vahyin mensuplarıyla tartışırken, haksızlık etmedikleri sürece en güzel yol ve yöntemden başkasına itibar etmeyin ve deyin ki: "Biz bize indiriline de, size indirilene de inanmışız; bizim de, sizin de ilâhınız bir ve tektir; evet, biz kayıtsız şartsız sadece O'na teslim olmuşuz."
47 (Ey Peygamber!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler63 dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.64
48 Hem sen bu (Kur'an)dan öne herhangi bir (kutsal) kitabı okumuş değildin; dahası onu kendi elinle65 yazıyor da değilsin. Eğer böyle bir şey olsaydı insanları kuşkuya düşürürlerdi,66 gerçeği geçersiz kılmaya yeltenenler.67
49 Aksine o (Kitab, sahibine seçip ayırma yeteneği kazandıran) bir ilim,68 bahşedilenlerin gönüllerinde yer bulan hakikatin apaçık belgelerinden oluşmuştur.69 zaten bilinci altüst olmuş kimselerden başkası âyetlerimizi bile bile inkâra yeltenmiyor.70
49 Aksine o (Kitab, sahibine seçip ayırma yeteneği kazandıran) bir ilim,68 bahşedilenlerin gönüllerinde yer bulan hakikatin apaçık belgelerinden oluşmuştur.69 zaten bilinci altüst olmuş kimselerden başkası âyetlerimizi bile bile inkâra yeltenmiyor.70
Dipnotlar:
63 el-Kâfirûnu "nankörler" şeklinde çevirimizin gerekçesi için bkz: 17:8, not 18.
64 Yechaduûnun "bile bile inkâr" anlamı için bkz: 16:71, not 80.
64 Lafzen: "sağınla"Ayrıca bkz: 28:45.
66 Şekk'ten farklı olarak raybın "ya doğruysa kaygısı içeren şüphe" oluşuyla ilgili bkz: 9:110 not 5 ve 149, not 5.
67 Hicretin hemen arefesinde inen bu âyetler, Medine Yahudilerine karşı Nebi'nin üslubunu inşâ etmektedir. Burada olumsuzlanan, Allah Rasulü'nün Kur'an vahyinden önce herhangi bir vahyi okuyup yazmamış olduğudur. Bu âyet Furkân 4-5'te kastedilen türden (Krş: 16:103), vahyi peygamberin yazdığı iftiralarını reddetmektedir. Kur'an'ın içeriği, vahyin kaynağının Peygamber olmadığının en çarpıcı delilidir. Zira Kur'an'da Rasululah'ın özel hayatında yaşadığı büyük acılar (amcasının, eşinin, oğlunun, kızlarının ölümleri) ve sevinçlerinin izine rastlanmaz. Hz. İsa'nın annesiyle ilgili 98 âyetlik bir sûre ve ayrıca onlarca âyet yer alırken, Hz Peygamberin annesiyle ilgili tek bir îmâda dahi bulunulmaz.
68 'İlme parantez içinde verdiğimiz bu anlamın gerekçesi için bkz: 21:74, not 74.
69 âyâtun beyyinâtun, vahyin doğruluğuna ve ilâhi kaynağına atıf olarak gönderilen vahiy dışı kesin mucizevî kanıtlar. Bunlar maksat değil, vahyi gösteren araçlardır. Amaç, onların kendisini gösterdiği vahiydir. Bu, sûrenin 51. âyetinin delâletiyle açık ve net olarak söyleyebiliriz ki, vahiy en büyük mucizedir.
70 Zalimûna verdiğimiz bu anlam için bkz: 71:148 ve krş: 21:65, not 67.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)