Sayfalar

Cüz 26 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cüz 26 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2017 Pazar

51.Zâriyât Sûresi 23. Âyet

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

23 Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, bu (yeniden diriliş) en az(ından) sizin konuşma yeteneğiniz kadar gerçektir.17

Dipnotlar
17 20. âyetteki "yeryüzü" 22. âyetteki "gökyüzü" ile  birlikte bir karşıtlık oluşturur. 23. âyetle birlikte bu karşıtlıktan yola çıkarak, muhatabın, dünya-âhiret çiftine zihnî intikali istenmektedir. Konuşma yeteneği ile yeniden diriliş arasında benzerlik kurulması, zımnen, "ahiretin gerçekliğini adınız gibi biliniz" mânasına gelir. 
Bu benzetmenin iki unsuru (âhiret ve konuşma yetisi) arasında farklı benzerliklerde kurulabilir. Nasıl ki, konuşma düşünme sürecinin kaçınılmaz sonucuysa, âhiret de yaşam sürecinin doğal sonucudur. Nasıl ki, kişisel düşüncelerimiz ve yargılarımız ifade kalıplarına dökülünce gerçek değerlerimizi ele veriyorsa; yaşama süreçlerinin son aşaması olan âhiret de, her birimizin gerçek değerini ortaya koyacaktır. Konuşma nasıl düşüncenin ahiriyse, yeniden diriliş de yaşamanın ahiridir. Nasıl ki, nesnelerin zihindeki tasavvurlarının aslı o nesnelerin fizikî varlıklarıysa, bu fizikî varlıkların aslı da öte âlemdeki hakikatlerdir. Pasajın başından itibaren alınırsa: Yer nasıl göksüz düşünülemezse, dünya da âhiretsiz düşünülemez. Yer içkin olanı gök aşkın olanı, yer maddi olanı gök mânevi olanı temsil eder. İnen yağmur nasıl bu hayat için kaçınılmazsa, inen vahiy de öbür hayat için kaçınılmazdır. 

29 Mayıs 2017 Pazartesi

45.Câsiye Sûresi 36-37. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

36 Sözün özü: Bütün övgüler, göklerin ve yerin tümünün Rabbi olan Allah'a mahsustur; âlemlerin Rabbine...
37 Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük O'na mahsustur: zira O'dur mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden sadece O'dur.34



Dipnotlar

34 İman ve tasdik ettik ya Rab! İnsana şeref olarak Sana kul olmak yeter!

29 Nisan 2017 Cumartesi

49.Hucurât Sûresi 1-5. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

1 Siz ey iman edenler! Asla Allah'ın ve Rasûlü'nün önüne geçmeyin1 ve sorumlu davranın: çünkü Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir!

2 Siz ey iman edenler! Sesleriniz Nebi'nin sesinden daha yüksek çıkmasın! Birbirinizle bağıra çağıra konuştuğunuz gibi, onunla da (kavga eder gibi) bağıra çağıra konuşmayın ki, siz fakında olmadan iyilikleriniz boşa gitmesin!2


3 Hani şu Allah Rusulü'nün yanında seslerini kısanlar var ya; İşte onlar, Allah'ın gönüllerini sorumluluk sınavından geçirdiği kimselerdir:3 onlar için sınırsız bir bağış ve büyük bir ödül vardır. 

4 Ne var ki sana hanelerin berisinden4 seslenenler de var; onların çoğu, akıllarını kullanmıyorlar.5 

5 Ama eğer sen kendilerine çıkıp gelinceye kadar sabretselerdi, elbet bu kendileri için daha hayırlı olurdu:6 ne ki Allah tarifsiz bağışlayandır, eşsiz merhamet kaynağıdır.


Dipnotlar:
1 Veya ikinci bir tümleç takdiriyle: "Allah'ın ve Elçi'sinin görüşlerinin önüne (kendi görüşlerinizi) geçirmeyin" (Krş:33:36). Yani, konumunuzu bilin. Elçi ile birlikte Allah'ın zikredilmesini Elçi'ye itaatin Allah'a itaat olduğunu söyleyen âyetin ışığında anlamak gerekir. Fakat Allah ile Elçi'nin vav ile bağlanmasındaki incelik de unutulmamalıdır: İki isim vav ile bağlanırsa bu ikisi arasındaki mahiyet ve cevher farkına, fâ ile bağlanırsa cevher birliğine rağmen nitelik ve araz farkına delâlet eder. En sahin rivayete göre, Ebu Bekir ile Ömer Hz Rasûl'ün önünde tartışmışlar ve seslerini yükseltmişler, âyet bunun üzerine nazil olmuştur. 

2 Ağır işittiği için yüksek sesle konuşan Sabit İbn Kays bu âyetle kendisi kast edildiği kanaatiyle "ben cehennemliğim" diye kensini evine hapsetmiş, fakat durumu öğrenen Hz. Peygamber, "Hayır, o cenetliktir" diyerek Sabit'in âyete getirdiği lafzî yorumu reddetmiştir (Buhârî ve Müslim). Bu âyet, 1.âyetin devamı mahiyetindedir.

3 Veya: "takva ile donatarak sınava çektiği kimselerdir". Takvâ ile donatarak sınamak, "sınavı geçecek donanıma kavuşturmak" demektir; tıpkı aklı bilgiyle donatıp sınava sokmak gibi. Zımnen: Allah size olan lufunu, imtihandan muaf tutmak yerine, imtihanı verebilecek bir donanıma kavuşturarak gösterdi. 'kalpleri takva sınavından geçirmek', gönülleri dayanıklık testine tabi tutmaktır!

4 Min sanıldığı gibi zait değildir. Verâ zarfına "her yönün ötesinde" anlamını katar (Krş. 59:14).

5 Saygı, edemp ve terbiyeye dair bu âyet, 'bedevî âklı 'medeni' olmaya davet etmektedir. Nezaket ve görgü temelinde, aklını kullanmama ilettinin yattığını söylüyor.

Zımnen: Ey ümmet-i Muhammed! Önderlerinize (imam) gösterdiğiniz saygı, aslında kendinize gösterdiğiniz saygıdır! Hayatlarını size vakfeden ulema ve ümera gibi önderlerin zaman yönetimini ifsat etmeyin!