Sayfalar

30 Eylül 2017 Cumartesi

40.Mü'min Sûresi 7. Âyet


Kovulmuş şeytanın şerrinden Râhman ve Rahîm Allah'a sığınırım
7 (Allah'ın) hükümranlık makamına (lâyık bir) sorumluluk taşıyanlar6 ve O'na yakın olanlar; hamd ile Rablerinin sonsuz yüceliğini dile getirirler, O'na güvenirler ve iman eden (diğer) kimseler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz! Sen her şeyi rahmet ve bilginle kuşatmışsın! Artık dönüş yapıp Senin yoluna uyanları bağışla ve onları gözleri yuvalarından fırlatan dehşetli ateşin azabından koru!"7

Dipnotlar:
6 Bir şeyi üstlendi" anlamına gelen bu fiil maddi olmaktan daha çok mânevi sorumluluk için kullanılır (Bkz: 20:100; 29:13; 62:5)

7 Tefsirlere göre bu kimseler "melekler" dir. Fakat bunlar "iman eden" varlıklardır. İman ise iradeye dayalı bir tercihtir. Dolayısıyla âyette vasfedilenler kulluk sorumluluğunu sırtlanan mü'minlerdir. İlâhi iradeyi yeryüzünde gerçekleştirmek, Allah'ın arşını omuzda taşımaktır.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

32.Secde Sûresi 22. Âyet

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân ve Rahîm Allah'a sığınırım

22 Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatılıp da, ardından onlara sırt çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi?
Elbette Biz, günahı hayat tarzı haline getirenlere yaptıklarının acısını tattırmayı biliriz.32


Dipnotlar

32 Zımnen: Nasıl ki onlar günahı hayat razı haline getirdiler, biz de onları için azabı hayat tarzı haline getireceğiz. Mucrimîn için âyet 12'nin notuna bkz.

1 Ağustos 2017 Salı

25. Furkân Sûresi 35-44. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

35 Doğrusu, yine Biz Musa'ya ilâhi mesajı gönderdik. Kardeşi Harun'u da onun yanına yardımcı olarak verdik.
36 Ve "Siz ikiniz, âyetlerimizi yalanlayan malum topluluğa gidiniz!" dedik. Ancak bundan sonra(dır ki) onları yerle bir ettik.
47
37 Nûh kavmi de (öyle oldu): tam da elçileri(ni)48 yalanladıklarında onları suya garkettik. Böylece kendilerini insanlığa ibret kıldık: zira Biz , haddi aşan herkes için49 elem verici bir ceza hazırlamışızdır.
38 Ve 'Âd ve Semud kavmi, Ress sakinleri
50 ve bunlar arasında yaşamış olan bir çok nesil de (öyle oldu). 
39 Önce her birinin önüne ibretlik örnekler koyduk; sonra hepsini paramparça edip mahvettik.51
40 Doğrusu bu (vahyin muhatapları), bela sağanağına yakalanan kente uğramış olmalılar.52 Şimdi orada olup biteni(n iç yüzünü) görmediler, öyle mi? Yoo! Onlar asıl öldükten sonra yeniden dirilerek (hesap vermeyi) arzu etmiyorlar.53
41 Bir de ne zaman seni görseler, sırf seninle alay etme amacıyla "Ne yani, Allah Elçi diye bunu mu gönderdi?54
42 Sahiden, şayet onlar üzerinde ısrar etmeseymişiz bizi ilâhlarımız(ın yolun)dan saptıracakmış!" (diyorlar).
Ama zaman gelecek azabı gördüklerinde kimin daha çok yoldan sapmış olduğunu öğrenecekler.
43 Tanrısı olarak hevâi arzularını benimseyen kimsenin durumunu göz önüne getirsene bir!55 Şimdi (söyle); böyle birinin sorumluluğunu sen üstlenebilir misin?
44 Ya da, sanır mısın ki onların çoğu (ilâhi mesajı) işitir veya (hakikati) akleder? Hayır, onlar sürü (İç güdüsüyle davranan) davarlar gibidir, hatta yoldan sapma konusunda daha da beterdikler!
56 

Dipnotlar

47 Uyarılmayan bir toplumun belaya uğratılmayacağına ilişkin ilâhi yasaya atıf (Bkz: 17:15)
48 Çoğul gelen "elçiler" ile Hz. Nûh'un görevlendirdiği elçiler kastedilmiş olabilir. "Bir peygamberi yalanlamak tüm peygamberleri yalanlamaktır" anlamına da gelebilir (Krş: 26:105).
49 Zulmün bu şekildeki çeviri için bkz: 21:29, not 37.
50 Resslilerle ilgili bir not için bkz: 50:12.
51 Tebbernâ tetbîrâyı bu şekildeki çevirimizin gerekçesi için bkz: 17:7, not 16.
52 Yani: Mekkelilerin kervan yolu üzerinde bulunan Lût Gölü civarına...
53 Lâ-yercûnenin bu anlamı için bkz: âyet 17. Krş: Hayır! Onların (asıl porblemi) Son Saat'i yalanlamış olmalarıdır" (11: âyet).
54 Bu küçümseme bir insan olarak Hz. Peygamber'e yönelik olmaktan çok, insan türüne yönelik bir küçümseme olmalıdır. Çünkü bu aklın sahipleri, Allah'a yalnızca meleklerin elçilik yapabileceğini savunuyorlardı. Bunun da temelinde "herkesi kendi gibi bilme" marazı yatıyordu. Zira kendi hallerine bakıp insan soyundan ümit kesmiştiler (Krş: Âyet 7-8).
55 Vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi hevalarına tâbi oluyorlar demektir (Bkz: 28:50). Allah'a teslim olmayanın teslim olacağı tek kapı, keyfi yargılarının ve içgüdülerinin oluşturduğu hevasıdır. Hevasına teslim olansa er-geç onu ilâh edinir.
56 Krş: "Hayvan gibidir onlar, belki daha da şakın! (7:179). Zımnen: Ego ve içgüdüsüne tâbi olanların aklı.


5 Temmuz 2017 Çarşamba

18. Kehf Sûresi 99-108. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım



99 O gün geldiğinde, Biz onları birbirini kıran dalgalar (gibi) çalkalanmaya terkederiz. Nihayet sur borusu çalınır; sonunda hepsini bir araya toplarız.104

100 İşte o gün kâfirlere cehennemi (reddedemeyecekleri bir biçimde) arz ederiz.105
101 Onlar öyle kimselerdi ki; beni hatırlatan (her şeye) karşı gözlerine bir perde çekilmişti, üstelik onlar işitmeye de yanaşmıyorlardı.
102 İnkârda ısrar eden bu kimseler benim kullarımı, benden bağımsız olarak, kendilerine kayırıcı veli edineceklerini mi sandılar? Şüphesiz Biz cehennemi kâfirler için bir ikram (!) olarak hazırladık.
103 De ki: "Eylem olarak en büyük kayba uğrayacak olanı size haber verelim mi?"
104"Bunlar, dünya hayatında tüm yapıp ettikleri (istikametten) sapmış olan kimselerdir: oysa ki bu tipler, kendilerinin güzel ve erdemli işler yaptığını sanmaktadırlar."106
105 Bunlar, Rablerinin âyetlerini ve O'na kavuşmayı ısrarla inkâr eden kimselerdir: Bu yüzden onların tüm yapıp ettikleri boşa gitmiştir; çünkü onlara Kıyamet Günü hiç kıymet vermeyeceğiz.
106 İşte onların cezası, inkârda direndikleri, âyetlerimi ve elçilerimi alaya aldıkları için cehennem olacaktır.
107 Ne var ki imanda sabreden ve ıslah edici davranış sergileyenlere gelince: onların buyur edileceği tarifsiz ikram, en görkemli cennetler
107 olacaktır: 
108 Orada sürekli kalacaklar, oradan asla ayrılmak istemeyecekler.108


Dipnotlar
104 Yani: "Dünyada cehennemi ısrarla talep etmiş olan kâfirleri." Parantez içi açıklamamız, 'aradna...'aradan formunun dilsel yapısı gereğidir.
105 "O gün" ile kastedilen Son Saat'tir. Bu  her canlının öldüğü ve Allah'tan başka her şeyin fani olduğunun ortaya çıktığı gündür. Âyetin ikinci cümlesi, "kalkış günü" (kıyamet) ile ilgilidir. Sonuncu cümle ise "toplanma gününe" (haşr) işaret etmektedir (Krş: 20:102-108).
106 Tasavvur, insanın hem gerçekliği algılama biçimini, hem de gerçekliği algıladığı zihni merkezi ifade eder. Klasik Mantık, Kelâm ve hatta Fıkıh Usulü kitaplarının ilk bahsi tasavvurat ve tasdikat bahsidir. Musavvire, tüm aklî hükümlerimizi üzerine bina ettiğimiz temel kavramların içini doldurduğumuz zihnî melekedir. Sözün özü: aklın ve o aklın verdiği hükümlerle yapılan eylemlerin ana rahmi tasavvurdur. Tasavvuratı yanlış olanın tasdikatı doğru olmaz. Tasavvuru yamuk olanın, ne aklı ne eylemi düzgün olur. Akla koordinatları tasavvur verir. Akıl da tasavvurdan aldığı koordinatlara uygun eylem üretir. Bu yüzden tasavvurdaki milimetrik bir sapma, eylemde kilometrelere tekabül eder. Bir yanlış eylemi düzeltmek asla eylemin kendini düzeltmekle gerçekleşmez. Gerçek bir düzeltme, o eylemin ana rahmi olan tasavvurdaki sapma açısını düzeltmekle mümkündür.
107 Firdevs, Yunanca'ya olduğu gibi Arapça'ya da çok eski çağlarda Babilce aslı olan faradisu'dan (paradisu) geçmiştir. Hadislerde "en yüce, en görkemli cennet" olarak açıklanmıştır (Taberî). Batı dillerindeki "paradise, paradis" de bu köke dayanır. 
108 Hıvelâ, "değişim" anlamına gelen tahvil mastarından türetilmiştir. Alternatif anlamı "asla değişim istemeyecekler" ya da "mekânı değiştirmek istemeyecekler".  

10 Haziran 2017 Cumartesi

6.En'âm Sûresi 71-73. Âyetler


Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

71 De ki: "Biz, Allah'ı bırakıp da bize ne faydası dokunan ne de zarar veren şeylere mi yalvaralım? 
Ve tıpkı "bizimle gel!" diye kendisini doğru yola çağıran arkadaşları dururken şeytanların ayartmalarına kapılıp dünyevi zevklerin peşine tutkulu bir biçimde takılan kimse gibi, Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımız üzerinde gerisin geri mi dönelim?"
De ki: "Hiç şüphe yok ki yegâne rehberlik Allah'ın rehberliğidir59 ve biz Âlemlerin Rabbine kayıtsız-şartsız teslim olmakla emrolunduk; 
72 ve namazı hakkını vererek kılmak60 ve O'na karşı sorumluluk duymakla..."
Çünkü sonunda huzurunda toplanacağınız varlık yalnızca O'dur.
73 Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaca mebni olarak yaratan O'dur. 
O ne vakit "Var ol!" derse, (varlık) hemen var oluş sürecine girer: O'nun sözü (sanal değil) tahakkuk eden som gerçekliktir.61 
Ve Sur çalındığında, otorite yalnızca O'na ait olacaktır. 
O gerçekliğin algılanamayan kısmını da, algı kapsamına giren kısmını da bilendir: 
O her hükmünde tam isabet edendir, her şeyden haberdar olandır. 

Dipnotlar

59 Nahivcilere göre bu ibaredeki el-hudâ haber, hudallah ise mübtedadır. Bu yaklaşım bir ifadenin gramerini mânasına önceleyen bir yaklaşımdır. Her tür hidayetin Allah'a atfı Kur'an'daki uluhiyet anlayışına en uygun olandır ve bunun için de hudallah terkibini haber, el-huda lafzını ise mübteda olarak okumak Kur'an'ın genel üslûbuna daha uygun düşmektedir.Arap dilinin büyük otoritesi Sîbeveyh (ö. 180/769) el-Kitab'ında şöyle der: "Nahivcilerin çoğunluğu bir ifadenin gramerini düzelteceğim diye anlamını göz ardı ederler. Hâlbuki sözün anlamı irabından çok daha önemlidir." İbn Hişam da şöyle der: " Metnin irabını gözeten dilciler mânanın gereğin göz ardı ettiler" (Nakl: İtkân II, 261). Nahivcilerin ön kabulleri dışına çıkmak zorunda kaldığımız çeviri örenklerimizin gerekçesi budur.
60 Teslimiyet insanın Allah'a karşı esas duruşu, namaz bu duruşun pratiğidir (Salât için bkz: 87:15, not 15).
61 Kavluhu'l-hakk, maddî dünyanın sanallığına dair eşyanın hakikatini yok sayan tüm spekülatif yaklaşımları kökten dışlayan bir ifadedir.  

9 Haziran 2017 Cuma

5.Mâide Sûresi 27-34. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân ve Rahîm Allah'ın Adıyla

27 Ve onlara Âdem'in iki oğlunun kısasını gerçek bir amaca mebni olarak30 anlat: 
Hani, ikisi de birer kurban sunmuşlardı. ve birinden kabul edildiği hâlde diğerinden kabul edilmemişti!
(Bunun üzerine) O (diğerine) demişti ki: 
"Çaresi yok, seni öldüreceğim!"
(Öteki) cevap vermişti: 
"Allah , yalnızca sorumlu davrananların kurbanını kabul eder!31
28 Beni öldürmek için el kaldırsan bile, ben seni öldürmek için elimi oynatmayacağım; 
çünkü ben âlemlerin Rabbi Allah'tan korkarım. 
29 Dilerim, hem benim günahımı hem de (benden dolayı) kazandığın günahı yüklenir ve böylece cehennemin yolunu tutarsın: 
Çünkü zalimlerin cezası budur."
30 Fakat diğerinin benlik dâvâsı, onu kardeşini öldürmeye sevk etti; sonunda onu öldürdü, böylece kaybedenlerden oldu.32
31 Bunun üzerine Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstersin diye toprağı eşeleyen bir karga gönderdi.33 
"Eyvah, yazıklar olsun bana!" dedi, 
"ben bu karganın yaptığını yapamayacak, kardeşimin cesedini örtemeyecek kadar âciz biri miymişim?!" 
En sonunda pişman olmuştu.
32 Bundan dolayı Biz İsrâiloğullarına şöyle vahyetmiştik: 
Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. 
Buna karşılık kim de birine hayat verirse, sanki bütün insanlığa hayat vermiş gibi olur.34
Elçilerimiz onlara hakikatin tüm delileriyle gelmişlerdi; fakat daha sonra onların çoğu yeryüzünde her tür aşırılığı irtikâp edip durmuşlardı.
33 Allah'a ve Rasulü'ne karşı savaş açanların35 
ve yeryüzünde bozgunculuğu yaymaya çalışanların 
öldürülmeleri ya da asılmaları 
veya muhalefetlerinden dolayı ellerinin ve ayaklarının kesilmesi, yahut bulundukları yerden sürülmeleri, 
sadece (âdil) bir karşılıktan ibarettir.36 
Bu, onların dünyada uğradıkları zillettir; 
âhirette ise onların hakkı korkunç bir azaba duçar olmaktır; 
34 ancak siz onları ele geçirmeden önce tevbe edenler hariç: 
Zira iyi bilin ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Dipnotlar

30 Burda amaç "haseden kınanması"dır (Zemahşerî) ve Râzî). Bi'l-hakkı çeviimiz için bkz: 18:13, not 15 ve 14:19, not 20.
31 Bu âyetlerle Kurban ibadetinin amacını veren Hac sûresinin 36. âyeti arasında doğrudan bir bağ vardır. Kabil iyi olmak yerine, iyiyi ortadan kaldırmayı düşünüyor. Peki, sizce neden?
32 Allah'ın gösterdiği yerden bakanın göreceği gerçek şu: Ölen değil öldüren kaybetti.
33 Hayat okul, varlık kitap , insan öğrencidir. İnsanın cehalet için geerli bir mazereti yoktur. Öğrenmek isteyen, kargadan bile ders alır.
34 İslâm'ın bütün bir insanlığın tüm zamanları zeminlerde değişmez değerleri olduğunun ifadesi.
35 Allah'a savaş açma şeytanın bile yapmadığı bir şedir.
36 Min hılafine verdiğimz manânın gerekçesi için bkz: A'raf 124, not 90. Bu cümle bir 'inşâ' cümlesi değil bir 'ihbar' cümlesidir ve dolayısıyla Kur'an el ve ayakların çaprazlama kesilmesi gibi bir cezayı emretmemekte, sadece nakletmektedir. Bu tür bir infaz Kur'an Tâhâ 71, Şu'ara 49 ve A'raf 124'te Firavun'un infaz yöntemi, nasıl olur da Alla'an emri olarak anlaşılabilir? Kaldı ki, Allah Rasulü'nün hiçbir muhalife böyle bir ceza uygulamadığı da tarihî bir gerçektir. 

8 Haziran 2017 Perşembe

4.Nisâ Sûresi 71-76. Âyetler

Kovulmuş şeytanın şerrinden Rahmân Rahîm Allah'a sığınırım

71 Siz ey iman edenler! 
Küçük müfrezeler hâlinde ya da 
topyekün orduyla ilerlerken ihtiyatlı hareket edin!
72 Aranızda elbette işi ağırdan alan kimseler olacak ve bir yenilgiyle karşılaştığınızda 
"Onlarla birlikte bulunmamam Allah'ın bana bir lutfudur" diyecekler. 
73 Fakat Allah'tan size bir zafer ihsan edildiğinde, bu kez de o kimseler sanki sizinle kendi aralarında hiçbir sevgi problemi yokmuş gibi 
"Ah n'olaydım, onlarla birlikte olaydım da o muhteşem başarıya ben de konaydım!" diyecekler.92
74 O hâlde, dünya hayatını âhiret hayatıyla takas etmek isteyenler Allah yolunda savaşsınlar. 
Allah yolunda savaşan herkese, ister öldürülsün ister galip  gelsin gelecekte muazzam bir ödül bahşedeceğiz.93
75 Size ne oluyor da, Allah yolunda 
"Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu beldeden kurtar 
ve rahmetinle bize sahip çıkacak bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!" diye yalvaran 
güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?94
76 İman edenler Allah yolunda, inkâr edenler de putlaştırılmış azgınlar yolunda savaş verirler. 
O hâlde, şeytanın evliyasına karşı savaş verin! 
Unutmayın ki şeytanın hilesi kesinlikle zayıftır.95


Dipnotlar

92 Son iki âyet, nifakın sonunda varıp demir atacağı limanın çıkarcılık olduğunu haber veriyor. 
93 Bu âyet, parçalanmış münafık kişiliğin alt-üst olmuş değer yargılarına karşılık, doğru kıymet hükümleri koyan selim bir akla uyarı niteliğindedir.
94 Zımnen: Meşru bir savaş ancak yüce değerler ve ahlâkî ilkeler uğruna verilen savaştır. Zulme karşı verilen savaş, savaşı sadece caiz kılmaz, insani sorumluluğun ve İslâmi yükümlülüğün zirvesi kılar. 
95 İnsanların ya sayılan değerler uğruna savaşan "iyilerden" , ya da aynı değerlere karşı savaşan "kötülerden" müteşekkil olacağını, hiç bir cephede yer almayanın anılmaya dahi değer olmadığını vurguluyor.